Yazılar

Al Sana Taş!

Güneşli bir gün bahar günüdür ve kış aylarının evde geçen günlerinin ardından kendilerini sokaklara atan çocuklar parkları doldurmaya başlamıştır. Ebeveynler de banklarda oturmuş bir yandan koşuşturan çocuklarını izlemekte bir yandan da tanıştıkları günlük bank arkadaşlarıyla sohbettedir. Çocuk annesi ona bakıyor mu diye arkasına bakıp koştururken önündeki taşı görmeyip takılır, düşer. Anne hemen fırlayıp çocuğuna doğru koşar, bir yerine bir şey olmuş mu kontrol eder ve çocuğunun takıldığı taşa dönüp, düşmesine sebep olduğu için vurup kızar: ‘’Al sana taş, al sana! Neden düşürüyorsun benim yavrumu?’’

Gerekli sağlık kontrolleri yapılmış ve kazanın –gerçek-sorumluları gerekli cezayı almıştır! Anne banka geri döner, çocuk da oyununa.

Peki sonra ne olur?

Çocuk evde ebeveyn veya kardeşine zarar verdiğinde bu onlar hak ettiği içindir.

Okulda arkadaşıyla kavga ederse bu arkadaşı kabahatli olduğu içindir.

Sınav sonuçları iyi değilse öğretmen taktığı içindir.

Trafik kazası yaptıysa karşıdan gelen araç hatalıdır.

Komşusuyla tartışıp üzerine yürüyorsa tabi ki komşusu onu çok kızdırmıştır.

Hayatta istediği bir şeyi gerçekleştirememişse bu hayatın adaletsizliği ve koşullar yüzündendir.

Örnekleri çoğaltabiliriz.

Bu çocuk ve bu yetişkin zaman zaman hepimiz olabiliyoruz.

Peki neden?

Davranışımızın sorumluluğunu sahiplenmeyi öğrenmediğimiz için. Ve örneklerde bundan zarar gören hayatımızdaki kişilermiş gibi gözükse de aslında en büyük zararı kendimize veririz. İlişkilerimizi zedeleriz, diğerlerine ve koşullara kızgınlığımız mizacımızı kötüleştirir. Eleştirel, memnuniyetsiz, uyumsuz, keyifsiz bir insana döneriz. Ve asıl kendimizden memnun olmadığımızın, gerekeni yapamayanın kendimiz olduğunun çoğunlukla farkına bile varmayız.

Yani taşa takılıyorsak bu onu görmediğimiz içindir, taş bizim önümüze koştuğu için değil!

Toplumumuzda –ve belki başka toplumlarda da-  çocuk büyütürken çok önemsenmeyen ama temel hayat görüşlerini etkileyen bu gibi “minik” hatalar çokçadır. Ama yetişkin olup “olgunlaşırken” yani hayatta tecrübelenirken kendimizdeki bu yanlış formasyonları fark etmek de her birimizin sorumluluğudur.

Ebeveynler olarak biz de tekrar değerlendirebiliriz; belki suçlu taş değildir!

Ve belki daha fazla çocuk-birey kendi sorumluluğunu sahiplenirse hayat-dünya hepimiz için daha güzel olabilir.

Yorumunuz