Yazılar

Düşle! Gerçek Ardınca Gelecektir…

Beynimizin gerçek ve sanalı ayırt edemediğini biliyor muydunuz?

Eğer bunu şu an ilk kez duyduysanız biraz olumsuz bir durum olarak algılamış olmalısınız. Ancak bu özelliğin işimize ne kadar yarayabileceğini öğrendiğinizde fikriniz değişecek.

İnsan beyni gerçek ve gerçek olmayanı ayırt edemez. Bu yüzdendir ki limonu ağzımıza sıktığımızı düşününce ağzımız kamaşır ya da şeftalinin tüyünden hoşlanmayan kimse adını duyduğunda dahi huylanır.

Bu özellik cebimizde dursun.

Bir de beynin öğrenme tekniğine bakalım.

Beynimizde nöron denilen sinir hücreleri ve bu hücreler arasında da sinaptik boşluklar ve ağlar bulunur. Yeni bir şey öğrenmeye başladığımızda nöronlar arasındaki boşluklarda elektriksel akımlardan kaynaklı bağlar oluşmaya başlar ve öğrenilen şey ne kadar tekrar edilirse bağ o kadar güçlenir ve kalıcılığı artar.

Bu iki özelliği dikkate alarak beynimizi yönettiğimizde bize çok büyük imkanlar sunarlar. Örneğin antrenörler sporculara yeni bir teknik veya hareket öğretmek istediklerinde (sporcular hareketi gerçekleştirmekte zorlanıyorsa) bu özelliklerden şöyle faydalanırlar:

Önce sporcuya hareketin görüntüsünü tekraren izletirler ve tüm detayları görmelerini isterler. Ardından sporcu defalarca kendini bu hareketi yaparken imajine eder. Ve beyinde kişi sanki hareketi yapıyormuşçasına öğrenme ve sinaptik ağlar oluşmaya başlar. Çünkü beyin bu imajinasyonu gerçek kabul eder! Ve öğrenme gerçekleşmeye başladığı için sporcu sonraki denemelerinde hareketi yapmaya daha yakın olur.

Bizler de gerçekleşmesini istediğimiz durum, eylem veya hayallerimizle ilgili ne kadar fazla ve ne kadar detaylı imgeleme (ya da planlama) yaparsak, beynimiz bunları gerçek kabul ederek bizi ulaşmak istediğimiz hedefe o kadar yaklaştıracaktır.

Harika değil mi?

Stefano E. D’Anna’nın Tanrılar Okulu kitabında söylediği gibi:

Düşle…Düşle…Düşle… Gerçek ardından gelecektir.

Yorumunuz